9 Kasım 2007 Cuma

Öğrenciler neden yine sokaklara döküldü?
















Bugün bütün günümü öğrenci gösterilerini izlemekle geçirdim. Aslında uyanık hükümet, şimdi öğrencilerin protesto ettiği "üniversitelerin özerkleştirilmesi reform pakedi"ni, Ağustos ayında, herkes tatildeyken büyük ölçüde geçirmişti. Dolayısıyla bugünlerde yaptıkları gösteriler, çok büyük olasılıkla fazlaca etki yaratmayacak.

Gösterinin son saatlerinde, öğrencilerin işgal ettiği Gare du Nord'da bana yaklaşan bir Çinli, bu insanların neyi protesto ettiklerini sordu, ben de anlattım. Çinli bana, "Yani Mayıs 68 gibi bir şey mi bu?" diye soruverdi sonra...

1968 Mayıs'ı öyle bir şey ki, dünyanın neresinde öğrenci eylemi düzenlense, şematik olarak kendisine benzetiliyor. Oysa o dönemin "özgürleşme, devrim" şiarının yanında, bakın dün izlediğim gösteride ne gibi istekler vardı:

- Üniversiteler özerkleşmesin.

- Her üniversitenin diplaması kendine özgü olmasın, "milli diplama sistemi" devam etsin.

- Üniversiteler vakıf kurup finansman sağlamasın. Bu "özelleştirme"ye girer. Her şeyi (çok sevdikleri!) devlet idare etsin!

- vs.

Fransa'da sosyalist geleneğin ne kadar da güçlü olduğundan konuşuyoruz arada arkadaşlarla. Oysa, böyle şeyler gördüğümde anlıyorum ki, sosyalist geleneğe zamanında gücünü veren "özgürleşme, eleştirel kalma" yaklaşımı gitmiş; yerine, basmakalıp yargılardan oluşan kör bir söylem, basbağı totemik bir devlet yaklaşımı ve 19. yüzyıla ait bir siyasi algılama gelmiş.

Bunun Mayıs'la, 68'le ne ilgisi var şaşkın Çinli!

2 yorum:

welhuda dedi ki...

türkiye de ne güzel üniversiteler otoparkçılık,kantincilik bilumum esnaflığı akademik düzeye taşıdı zaten our business is business...okul ne ki?..döner sermayesiz anaokulu bile kalmasın!

Erkek Egemen dedi ki...

Şimdi sözlüğe zamanında LMD reformuna karşı çıkarken kantindeki sandviçleri, çayları, pastaları bir güzel çalan okulu haşat eden zibidileri yazmıştık da "sol" sabitfikirgiller kazan kaldırmıştı. Fransa pek çok alanda olduğu gibi akademide de dünya sahnesinden hızla geri çekiliyorken "immobilizm"i savunacak orada ne kadar hıyar varsa, burada da ona tuzla koşacak o kadar sabitfikirligil var.

Sorbonne'nun koridorları sidik kokuyor, bilen var mı?